Tayfun ÇAVUŞOĞLU
Tayfun  ÇAVUŞOĞLU
İşte Eğitim-İş Başkanı Rona’nın merak edilen raporu
  • 09 Şubat 2019 Cumartesi
  • +
  • -

Tayfun ÇAVUŞOĞLU – Eğitim Radyosu – Özel /

Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) Bursa Şube Başkanı Özkan Rona’nın Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a Bursa’daki eğitim sorunlarıyla ilgili 22 sayfalık bir rapor verebilmek için giriştiği mücadele eğitim camiasının gündeminde yoğun olarak konuşuldu. Peki Özkan Rona’nın Vali Yakup Canbolat ve Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Sabahattin Dülger’in de bulunduğu ortamda Bakan Selçuk’a verdiği bu raporda neler vardı?

İLGİLİ HABER
Eğitim-İş’ten Bakan Selçuk’a “Bursa Raporu”

Eğitim-İş Şube Başkanı Özkan Rona, Bakan Selçuk’a verdiği raporun geniş sayılabilecek bir özetini Eğitim Radyosu okurlarıyla paylaştı. Raporda, “yer verilen konular hem saha çalışmalarımızdaki gözlem ve tespitlerimize, hem de öğretmen ve diğer eğitim çalışanı arkadaşlarımızdan gelen bilgilere dayanmaktadır” değerlendirmesine yer verildikten sonra, “Sistemsel ve yönetsel sorunların en aza indirilmesi noktasında yürütülecek çalışmaların her zaman yanında olabilmek için, il genelinde ve ilçelerimizde eğitim yöneticileri ve sendikaların iyi iletişimler kurarak bu iletişimlerin sürekliliğini sağlamaları temel çaba olmalıdır. İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinin çağrısıyla gerçekleşecek periyodik toplantılar ve geniş katılımlı çalıştaylar ile kısa sürede sorunlara çözüm bulunarak eğitimde beklenen başarı yakalanacaktır” deniliyor.

YERLEŞTİRME KOMİSYONU İMAM HATİPLERE ÇALIŞTI

Raporda, adrese dayalı liselere yerleştirmelerle ilgili olarak, pilot uygulama tercihlerinde hangi okul türünü kaç öğrencinin tercih edeceği apaçık belli olduğu halde, bu tercihleri dikkate almadan yapılan planlamalar/dayatmalar nedeniyle Bursa’da ilk yerleşmeden sonra 6.000’in üzerinde öğrencinin herhangi bir liseye yerleşemediği hatırlatılarak, “Tüm tercih aşamaları tamamlandıktan sonra bile binlerce öğrencinin komisyon eliyle istemedikleri okullara yerleşmelerine neden olunmuştur. Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü yaz dönemi okul türleri planlamasında öğrencilerimize tercih ettikleri okul türlerine yerleşme olanağı tanımamış, binlerce öğrencimizi tercih etmedikleri okul türlerine yerleştirdikten sonra, eğitim öğretime başlanmasından sonra bazı okul türlerinde değişikliğe gitmiştir. Bu plansızlık ya da hatalı planlama çocuklarımızı umutsuz, mutsuz; ailelerimizi kaygılı kılmakta, kentin eğitim başarının düşmesine neden olmaktadır” görüşüne yer verildi.

ÖĞRENCİLERE İMAM HATİP DIŞINDA SEÇENEK BIRAKILMADI

4+4+4 sisteminin yürürlüğe girmesinin hemen ardından Bursa’daki ortaokullar üzerinden hızlı bir dönüşüme gidilerek bir çok okulun imam hatip ortaokuluna dönüştürüldüğü ve kimi mahallelerde çocuklara seçenek bırakmayacak şekilde tek okul türü dayatıldığı vurgulanan raporda, bu konuda şu değerlendirmeler yer aldı:

“Bu okullara kayıt sayısını arttırmak için çeşitli kampanyalar yapılmış, bir takım dernek ve vakıflarca ulaşım, yemek gibi hizmetler verilmiştir. Bu yolla yeterli öğrenci alınamadığı görülünce de genel ortaokulların bünyesinde imam hatip ortaokulları açılması yoluna gidildi. İlimiz eğitim yöneticilerine bu durumun gerekçesi sorulduğunda da öğrencilere seçenek sunmak amacıyla yaptıklarını ifade ettiler. Bir yandan seçeneksizlik, diğer yandan okul idarelerinin zorlaması ile kentimizde imam hatip ortaokulu öğrenci sayısı 40 bine yaklaştı. Ancak, liselere adrese dayalı yerleşme sürecinde, imam hatip ortaokullarının 8. Sınıfını tamamlayan 10 binin üzerinde öğrenci olmasına rağmen yalnızca 2000 civarında öğrencinin imam hatip liselerini tercih etmesinden anlıyoruz ki, imam hatip ortaokulları bir tercih değil, seçeneksizlik ve farklı etkenlerle dayatma haline gelmiştir.

 Öğrencilerimize, henüz ilkokulu bitirdikleri dönemden itibaren yapılan bu dayatmalar nedeniyle kentimizde eğitim başarısı giderek düşmektedir. Eğer gerçekten öğrencilerimize seçenek yaratılmak isteniyorsa tercihlerine yetecek sayıda kontenjan açılmalı, okul türleri planlanırken öğrenci ve aile tercihleri dikkate alınmalıdır. Eğer bir okulda birden fazla program uygulanması yoluna gidilecekse, o halde tamamen imam hatip ortaokuluna dönüşen okullarda genel ortaokul seçeneği, kontenjanlarının çoğu boş kalan imam hatip ve meslek liseleri bünyesinde de Anadolu lisesi seçeneği yaratılmalıdır.”

İŞTE ÖZKAN RONA’NIN PAYLAŞTIĞI RAPORUN GENİŞ ÖZETİ

Giriş

3 milyonu aşkın nüfusu ile Türkiye’nin 4. büyük kenti olan Bursa’da, 600 bine yakın öğrenci eğitim görmekte, 33 bin öğretmen görev yapmaktadır. Böylesine yüksek sayıda öğrenci ve öğretmenin yer aldığı bir organizasyonu eksiklerinden arındırmak, sorunları engellemek ve çözüm üreterek kentin eğitim seviyesini yükseltmek oldukça önemli bir uğraşı ve aynı zamanda zorlu bir süreçtir. Bu sürecin yürütülmesinde, sorunlara daha etkili ve hızlı çözümler bulunmasında kullanılacak temel yöntemlerin bilimsellik, demokratik – şeffaf yönetim anlayışı, katılımcılık ve geniş tartışma olanakları yaratmak olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Bu koşulları sağlayan bir yönetim anlayışının benimsenmesi ile eğitim sorunlarına daha kolay ve kalıcı çözümler üretilmesi hiç de zor olmayacaktır.

İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden başlayarak her kademedeki eğitim yöneticisinin, eğitimdeki başarının önündeki engelleri kaldırmak için sergileyeceği çabanın, kentimizin çocuklarının eğitim koşullarına olumlu katkılar sağlayacağının bilincinde olarak, her fırsatta görüş ve önerilerimizi eğitim yöneticileri ile paylaşmış, kentimizin eğitim başarısının yükselmesi için öneri ve taleplerimizi çeşitli yollarla gündeme getirme sorumluluğunu göstermiş bir sendika olarak hazırladığımız bu raporda, yaşanan öncelikli sorunlara ve çözüm önerilerimize yer verdik. Raporumuzda yer verilen konular hem saha çalışmalarımızdaki gözlem ve tespitlerimize, hem de öğretmen ve diğer eğitim çalışanı arkadaşlarımızdan gelen bilgilere dayanmaktadır.

Ülkemizde ve kentimizde en fazla sorun yaşanan kamu hizmetinin eğitim olduğunun farkında olarak, eğitimin tüm sorunlarını raporlaştırmak yerine, acil ve yerelde çözülebilecek konu başlıklarına öncelik vermenin daha yararlı olacağı görüşümüzle hazırladığımız raporumuzda belirttiğimiz sorunların çözülmesi sürecinde de fiili katkı sunmaya gönüllü olduğumuzun bilinmesini isteriz.

Sistemsel ve yönetsel sorunların en aza indirilmesi noktasında yürütülecek çalışmaların her zaman yanında olabilmek için, il genelinde ve ilçelerimizde eğitim yöneticileri ve sendikaların iyi iletişimler kurarak bu iletişimlerin sürekliliğini sağlamaları temel çaba olmalıdır. İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinin çağrısıyla gerçekleşecek periyodik toplantılar ve geniş katılımlı çalıştaylar ile kısa sürede sorunlara çözüm bulunarak eğitimde beklenen başarı yakalanacaktır.

  • A- HATALI PLANLAMALAR
  • Ortaöğretim Okul Türlerinin Belirlenmesindeki Hatalar

Öğrencilerimizi okul yaşamlarında başarıya götüren unsurların en önemlisi motivasyonudur. Onların istekleri ve ilgileri dikkate alınmadan yapılan planlamalar, zorunlu yönlendirmeler, bulunduğu okul ortamında mutsuz ve isteksiz olmaları sorununu yaratmaktadır. Kentimizde ortaöğretim okul türleri belirlenirken öğrencilerin ve ailelerin eğilimleri dikkate alınmadığı için binlerce öğrencimiz istemedikleri türden okulda eğitim görmek zorunda kalmaktadırlar. Bu zorlama ise onları mutsuz kılmakta, akademik başarılarına olumsuz yansımakta, gelecek planlarını sağlıklı bir şekilde yapabilmelerine olanak tanımamaktadır. Bu nedenle kentimizde ortaöğretim okul türlerinin belirlenmesinde, eğitimi yönetenlerin siyasal tercihleri devre dışı kalmalı, öğrencilerin ilgi ve istekleri başta olmak üzere, kentin ihtiyaçları, ülkenin ihtiyaçları gibi etkenler göz önünde bulundurularak sağlıklı planlamalar yapılmalıdır.

Geçtiğimiz yıl liselere yerleşmede ilk kez uygulanan “adrese dayalı kayıt sistemi” uygulaması aşamasında Bursa’da binlerce öğrencimiz mağdur edilmiştir. Yeni sistemin pilot uygulamasının ilimizde yapılmış olması, ilimiz eğitim yöneticileri açısından ok önemli bir avantaj sağlamıştı. Ancak; öğrencilerin pilot uygulama tercihlerinde hangi okul türünü kaç öğrencinin tercih edeceği apaçık belli olduğu halde, bu tercihleri dikkate almadan yapılan planlamalar/dayatmalar nedeniyle ilk yerleşmeden sonra 6.000’in üzerinde öğrencimiz herhangi bir liseye yerleşememiştir. Tüm tercih aşamaları tamamlandıktan sonra bile binlerce öğrencinin komisyon eliyle istemedikleri okullara yerleşmelerine neden olunmuştur. Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü yaz dönemi okul türleri planlamasında öğrencilerimize tercih ettikleri okul türlerine yerleşme olanağı tanımamış, binlerce öğrencimizi tercih etmedikleri okul türlerine yerleştirdikten sonra, eğitim öğretime başlanmasından sonra bazı okul türlerinde değişikliğe gitmiştir.

Bu plansızlık ya da hatalı planlama çocuklarımızı umutsuz, mutsuz; ailelerimizi kaygılı kılmakta, kentin eğitim başarının düşmesine neden olmaktadır.

  • Ortaokul Okul Türlerinin Belirlenmesindeki Hatalar

4+4+4 sisteminin yürürlüğe girmesinin hemen ardından Bursa’daki ortaokullar üzerinden hızlı bir dönüşüme gidilmiş, bir çok okul imam hatip ortaokuluna dönüştürülmüştür. Kimi mahallelerde çocuklarımıza seçenek bırakmayacak şekilde tek okul türü dayatılmıştır. Bu okullara kayıt sayısını arttırmak için çeşitli kampanyalar yapılmış, bir takım dernek ve vakıflarca ulaşım, yemek gibi hizmetler verilmiştir. Bu yolla yeterli öğrenci alınamadığı görülünce de genel ortaokulların bünyesinde imam hatip ortaokulları açılması yoluna gidildi. İlimiz eğitim yöneticilerine bu durumun gerekçesi sorulduğunda da öğrencilere seçenek sunmak amacıyla yaptıklarını ifade ettiler. Bir yandan seçeneksizlik, diğer yandan okul idarelerinin zorlaması ile kentimizde imam hatip ortaokulu öğrenci sayısı 40 bine yaklaştı. Ancak, liselere adrese dayalı yerleşme sürecinde, imam hatip ortaokullarının 8. Sınıfını tamamlayan 10 binin üzerinde öğrenci olmasına rağmen yalnızca 2000 civarında öğrencinin imam hatip liselerini tercih etmesinden anlıyoruz ki, imam hatip ortaokulları bir tercih değil, seçeneksizlik ve farklı etkenlerle dayatma haline gelmiştir.

Öğrencilerimize, henüz ilkokulu bitirdikleri dönemden itibaren yapılan bu dayatmalar nedeniyle kentimizde eğitim başarısı giderek düşmektedir. Eğer gerçekten öğrencilerimize seçenek yaratılmak isteniyorsa tercihlerine yetecek sayıda kontenjan açılmalı, okul türleri planlanırken öğrenci ve aile tercihleri dikkate alınmalıdır. Eğer bir okulda birden fazla program uygulanması yoluna gidilecekse, o halde tamamen imam hatip ortaokuluna dönüşen okullarda genel ortaokul seçeneği, kontenjanlarının çoğu boş kalan imam hatip ve meslek liseleri bünyesinde de Anadolu lisesi seçeneği yaratılmalıdır.

B-MEVZUATA AYKIRI UYGULAMALAR NEDENİYLE YAŞANAN SORUNLAR

  • Karma Eğitimin Ortadan Kaldırılması

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 15. maddesindeki açık hükme rağmen kentimizdeki çok sayıda lise ve ortaokul şubeleri cinsiyetlere göre ayrılmaktadır. Karma eğitim yapan ve yapması gereken kimi ortaokullarda ise, okulda mevcut birden fazla binanın kız ve erkek öğrencilerin ayrı binalarda olacağı şekilde dağılım yaptığını görmekteyiz. Bu tür okullarda ise zaman çizelgesi kız ve erkek öğrencilerin farklı zamanlarda teneffüs yapacağı şekilde bölünmektedir. Bu uygulamalar kanuna açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Eğitim bilimleri, öğrencilerin sınıflanmasında cinsiyetin bir koşul olacağını öngörmemiştir. Bu uygulama eğitim yöneticilerinin politik anlayışlarını eğitim ortamına yansıtmalarının bir sonucudur. Eğitim gibi önemli bir konunun kişilerin siyasal anlayışlarına göre şekillendirilmesi kabul edilemez bir durumdur. Milli Eğitim Temel Kanunu’nda açıkça belirtilen düzenlemenin aksine göre hareket etmek, temelde, Anayasamızda belirtilmiş olan Hukuk Devleti ilkesine de aykırıdır. Kanunların çiğnenmesi ile yaratılan fiili duruma son verilerek okullarımızın Milli Eğitim Temel Kanununda belirtilen “karma eğitim esastır” hükmüne uygun hale getirilmesi, okullarımız üzerinden yürüyen tartışmaları sonlandıracaktır. Milli Eğitim Bakanlığı kadrolarının, çalışmalarına esas dayanak oluşturan Milli Eğitim Temel Kanunu’na aykırı uygulamalarının bir an önce hukuka uygun hale getirilmesini beklemekteyiz.

Öğrencilerimizin cinsiyet farklılıklarını doğal karşılayarak bir arada yaşama kültürünü oluşturmaları gerektiği yerde, küçük yaşlardan itibaren cinsiyet farklılıklarını cinsel kimlik üzerinden öğrenmeleri, kız ve erkek çocukların küçük yaşlardan itibaren birbirlerini tehlikeli/riskli/uzak durulması gereken unsur olarak görmeleri ve bunu davranış haline getirmeleri, çağdaş bir toplumdan beklenen davranışlar değildir.

Çağdaş toplumlar cinsiyet ayrımcılığını ortadan kaldırmak amacıyla politikalar üretmekte, sosyal kampanyalar düzenlemekteler. Yine bu toplumlar, çocuklarını henüz okula başlamadan cinsiyet eşitliği konusunda eğitmekteler. Okullarımızda, çocuklarımız arasında yaratılan bu ayrımcılık devam etmemelidir.

  • Vakıf ve Derneklerin Okullarda Yürüttüğü Çalışmalar

Bir takım vakıf veya dernekler, Bakanlığınız veya İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile oluşturmuş oldukları protokolleri ilgi tutarak okullarımıza girmekte, değerler eğitimi adı altında çeşitli çalışmalar yürütmektedir. Ancak bu çalışmaların dayanağı olarak gösterilen protokollerde belirlenmiş çalışma esaslarının dışına çıkılarak yapılan çalışmalar hem hukuki sorunlar yaratmakta hem de öğretmenlik mesleğini değersizleştirmektedir. Çocuklarımıza evrensel ve milli değerleri öğretme görev ve sorumluluğu öğretmenlerimizin en temel sorumluluğu iken, öğretmenlerin bu alanda başarısızmış gibi değerlendirilerek, eğitimci yeterliliği dahi olmayan kimseler eliyle yapılmaya çalışılması doğru bir uygulama değildir.

Bu kapsamda Hizmet Vakfı ile yapılan protokol kapsamında 2017 – 2018 eğitim öğretim yılı için ilgili vakıf tarafından ilimizde değerler eğitimi çalışması yürütmek üzere görevlendirilen öğreticilerin büyük çoğunluğunun öğretmenlik yeterliği olmadığı, aralarında futbol atrenörü, muhasebeci hatta tezgahtar olan kişilerin bulunduğu sendikamızca tespit edilmiştir. Eğitimin, değerleri öğretme aşamasının da öğretmenlerimiz eliyle yürütülmesi esas alınmalıdır. Ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılan protokoller ilgi tutularak yapılan bu çalışmalarda protokolde belirlenen kurallara da uyulmamaktadır. Bu çalışmalar protokolde belirtildiği gibi ders saatleri dışında, yalnızca istekli öğrencilere ve idarelerin gösterecekleri ortak bir alanda yapılması gerekirken; okul idareleri tarafından ders saatleri içerisinde öğretmenlerimiz sınıftan çıkarılarak, öğrencilerin istekli olup olmadığına bakılmaksızın zorla ve tüm öğrencilere yapılarak protokol hükümleri ihlal edilmektedir. Bursa İl Milli Eğitim Müdürlü tarafından yürütülen bu tür çalışmalara son verilmesi ve sadece istekli öğrencilere yönelik, okullarımızda görev yapan öğretmenler tarafından yapılacaksa da mevcut protokollere dayanarak yürütülen çalışmalarda protokol hükümlerine uygun hareket edilmesi sağlanmalıdır.

  • Kayıt Parası Alınması – Parayla Öğretmen Seçme – Özel Sınıfların Oluşturulması

Okullarımızın ihtiyaçlarının yeteri kadar karşılanmaması nedeniyle ihtiyaç duyulan mali kaynak çeşitli yollarla öğrenci velilerinden toplanmaktadır. Öğrencilerin okula kayıt yaptırdığı sırada okul yöneticileri kimi zaman doğrudan kayıt ücreti istemekte, çoğu zaman da kayıt dönemlerinde hazır bulunan okul-aile birliği yöneticilerine yönlendirerek velilerden kayıt parası alınmaktadır. Talep edilen rakamlar çoğu zaman astronomik olmakta, okulun kayıt bölgesi dışından gelen veliler ise kayıt ücreti ödemeye mecbur bırakılmaktadırlar. Zorunlu ve parasız bir kamu hizmeti olarak her yurttaşa fırsat eşitliği içinde sunulması gereken eğitim hizmetini devlet okullarında kayıt parası alarak başlatmak hem Anayasamıza aykırıdır hem de eğitimin temel ilkelerine aykırıdır. Bakanlığımız, kayıt ve nakil dönemlerinde zorunlu bağış/ kayıt ücreti alınmasının önüne geçecek caydırıcı tedbirler uygulamalıdır.

Okullara kaynak elde etmek için kayıt dönemlerinde okul öncesi ve ilkokullarda velilere ücreti karşılığında öğretmen seçme hakkı verilmektedir. Bu uygulama o kadar yaygınlaşmıştır ki okullarda öğretmenlere tarife belirlenmiş durumdadır. Bu durum hukuki olmamakla birlikte hem okul çalışma barışını bozmakta, hem de öğretmenlerimizin veliler nazarında kategorize edilmesine neden olmaktadır.

Mevzuatımızda yeri olmamasına rağmen bazı okul idarecileri seviye sınıfları oluşturmakta, bu nedenle sınıflar arasında gözle görülür bir başarı farklılığı olmasına neden olmaktadır. Öğrencilerin seviyeleri, sosyo-ekonomik olanakları, velilerinin eğitim durumu gibi koşullara göre seviye sınıfı oluşturulması uygulamasına son verilmesi gerekmektedir.

  • Okul Giriş Turnike Ücretlerinin Öğretmen ve Öğrencilerden Alınması

Kimi okullarımız bahçe girişini kontrol altına almak üzere elektronik okul giriş turnike sistemi yaptırmaktadır. Yüksek maliyetli olan bu sistemlerin kullanılması için her öğrencinin ve her öğretmenin sahip olması gereken kartlar yüksek ücretlerle ve zorunlu olarak satılmaktadır. Kimi zaman giriş kart ücretini ödeyemeyen öğrencilerin açıkça rencide edilmesi, okula alınmaması, kapıda bekletilmesi gibi kart almaya zorlayıcı tedbirler de uygulanmaktadır. Okul güvenliği için gerekli olabilecek bu tür sistemlerin yaptırılmasının ekonomik kaynağı Milli Eğitim Müdürlükleri’nce karşılanmalı, öğrencilerden kart vb. adı altında ücret talep edilmemelidir. Aynı zamanda öğretmenler için de uygulanan kartlı geçiş sistemlerindeki veriler kimi zaman okul idareleri tarafından öğretmenlerin mesaiye geliş saatlerinin takibi amacıyla kullanılmaktadır. İdarelerin bu sistemler üzerinden mesai saatlerini takip etmeleri hukuki değildir.

  • Ücretli Deneme Sınavı Yapılması – Kaynak Kitap Aldırma – Öğretmenlere Aidat Toplatılması

Yayın evlerinden hizmet ve doküman satın alınarak periyodik olarak okul bazlı deneme sınavları yapılmaktadır. Öğrencilerden ücret alarak yapılan bu deneme sınavlarında elde edilen gelirin bir bölümü yayın evlerine verilmekte, bir bölümü ise okullara kalmaktadır. Bu nedenle yapılan sınavlar eğitsel gelişimi ölçme amacının dışına çıkarak tamamen okula gelir elde etme amacına hizmet etmektedir. Bu sınavların soruları okul öğretmenleri tarafından hazırlanmadığı için sınav sonuçları üzerinden idare-öğretmen ya da zümre öğretmenleri arasındaki iletişimler bozulmaktadır. Okula daha fazla kaynak elde etmek için katılımın yüksek olması amacıyla okul idareleri öğretmenlere baskı kurmakta, öğretmenler yaşadıkları idari baskı nedeniyle öğrencilerini zorlamaktadır. Bu deneme sınavlarının bir çok okulda İlkokul 1. sınıflara kadar indiği görülmektedir. Velilerden alınan kaynaklarla özel yayın evlerini zenginleştirmekten başka hiçbir yararı olmayan, öğrencilerde küçük yaşlardan itibaren sınav kaygısı oluşmasına neden olan, öğretmenleri sonuçlar üzerinden baskı altına alan ve okul çalışma barışına zarar veren bu uygulamanın yapılması engellenmelidir.

Okul idarelerinin yayın evleri ile yaptıkları anlaşmalarla bir çok okulda öğrenciler tek bir yayın evinin kitaplarına yönlendirilmekte, yapılan anlaşma gereğince okula belli oranlarda pay kalacak olması nedeniyle öğretmenler kaynak kitap aldırmaya zorlanmaktadır. Yayın evlerinin kaynak kitap tanıtımları için okullara girmesi yasak olmasına rağmen okul idareleri bazı yayın evlerine okullarına yapacakları bağış nedeniyle göz yummakta ve izin vermektedir.

Bir çok okulumuzda öğrenci velilerinden gönüllü olarak alınması gereken bağışlar düzenli aidatlara dönüştürülmekte, bu aidatların toplanması da öğretmenlerden istenmektedir. Öğretmenleri velileriyle ve öğrencileriyle karşı karşıya getiren aidat toplama işinde okul idaresi tarafından beklenen tutarlar toplanmadığı zamanlarda ise idare- öğretmen ilişkileri zarar görmektedir. Okul yöneticileri bu açıdan da sıklıkla denetlenmelidir.

C-OKULLARIN FİZİKSEL YETERSİZLİĞİ ve İHTİYAÇLARI

 Derslik İhtiyacı ve Sınıf Mevcutlarının Yüksek Olması

Kentimizin eğitimdeki en önemli sorunlarından birisi yeterli sayıda dersliğe sahip olmamasıdır. Bakanlığınızca açıklanan verilere göre Bursa en çok derslik açığı bulunan iller arasında 2500 derslik ihtiyacı ile 6. sırada yer almaktadır. Derslik sayısının yeterli olmaması nedeniyle sınıf mevcutları artmakta ve eğitim verimi düşmektedir. Merkezde sınıf mevcutları 45’i geçen okullar olduğu görülmektedir. Her yıl giderek artan nüfusa bağlı olarak artan derslik ihtiyacını karşılamaya yetecek kadar okul inşa edilmelidir. Oluşan derslik ihtiyacını karşılamak için idareler tarafından okulun tüm işlevsel bölümleri kapatılmakta ve dersliğe dönüştürülmektedir. Bu haliyle okul binaları altyapı bakımından eğitsel ihtiyaçlara cevap vermekten uzak, işlevsiz, öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini geliştirebilecekleri eğitsel çalışmaların yapılmasına imkan tanımayan kuru binalar haline gelmektedir. Kentimizin eğitim başarısını yükseltmek ve iyi bireyler yetiştirmek için yeterli sayıda işlevsel okul binası yapılmalıdır.

  • Tam Gün Eğitime Geçme Çalışmaları

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen 2019 yılında tüm okulların tam gün eğitime geçmesi hedefi kapsamında okullarımızda bu çalışmaya hız verilmiştir. Eğitsel bakımdan daha doğru ve üretken bir yöntem olduğu tartışmasız olan tam gün eğitime geçiş için kentimiz yeterli altyapıya sahip değildir. Tam gün eğitime geçiş politikasının zamanla sınırlı olması nedeniyle oluşan zaman baskısı, fiziki şartları uygun olmamasına rağmen tam gün eğitime dönüştürülen okullarda yeni sorunlar yaratmaktadır. Yeterli sayıda derslik bulunmaması nedeniyle okullarımızın sanat atölyeleri, spor alanları, laboratuarları , kütüphaneleri , çok amaçlı etkinlik salonları kapatılarak dersliğe dönüştürülmektedir. Eğitim başarısına ve nitelikli bireylerin yetişmesine katkıları tartışmasız olan bu alanların kapatılması, okulların çocuklarımıza yalnızca akademik bilginin ezberletildiği, ilgi ve yeteneklerinin geliştirilmediği sevimsiz yapılara dönüşmesine neden olmaktadır. Bakanlık tarafından belirlenen 2019 hedefine ulaşmak için altyapısı uygun olmayan okulların tam gün eğitime geçirilme aceleciliği bir kenara bırakılmalı, altyapısı uygun olan okulların dönüştürülmesine devam edilirken ek derslik ve ek bina inşaatları ile ihtiyaç duyulan dersliklerin yapımı sağlanmalıdır.

  • Okullarımızdaki Atölye, Laboratuar , Spor Salonu ve Çok Amaçlı Salon Eksikliği

Eğitim yöneticileri ve okul yöneticileri okullarımızdaki sanat ve spor derslerine yeterli önemi vermemektedirler. Okulda ortaya çıkan alan ihtiyaçlarında yapılan ilk işin resim – müzik atölyelerini kapatmak, spor salonlarını ya da çok amaçlı etkinlik salonlarını ortadan kaldırarak dersliğe dönüştürmek olduğuna tanık oluyoruz. Bursa’da okullarımızın yalnızca %10’unda spor salonu vardır. Sanat dersleri için var olan atölye sayısı ise bu oranın altındadır. Bu alanlara yeterli önemi vermiyor olmamızdan dolayı çocuklarımızın yetenekleri gelişememekte, kentimizi temsil edecek sanat ve spor insanları yetiştirilememektedir. Çocuklarımızın kişilik gelişimlerinde çok önemli bir yeri olan, özgüven gelişimlerine katkısı yadsınamayacak kadar önemli olan sanat eğitimi ile sağlıklı beden gelişimlerine katkı sağlayarak takım çalışmaları konusunda gelişmelerine yardımcı olacak spor derslerine yeterli önem verilmeli, altyapı eksikleri giderilmelidir. Okul yöneticilerimiz de bu alanlardaki eğitimin çocuklarımızın gelecek yaşamlarında ne kadar önemli olduğunu fark ederek derslik, atölye, spor salonu ve çok amaçlı salon gibi sanat ve spor alanlarını genişletmelidir. İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz bu alanlardaki çalışmaları arttırmak için tüm okulları farklı branşlarda spor takımları kurmaya, müzik etkinlikleri, sergiler ve sahne sanatları alanında çalışmalar yapmaları noktasında teşvik etmelidir. Eğitimin eksik bırakılan bu alanlarını yaygınlaştırmak için il genelinde spor müsabakaları, müzik- resim yarışmaları yapabilir, sahne sanatları gösterilerinin yaygınlaşmasını sağlayacak festivaller hazırlanabilir. Bu alanlarda öne çıkan öğrencilerimizin başarısına da en az sınav başarısı kadar değer verildiği gösterilmelidir.

  • Yemekhane Kantin Eksikliği veya Kapasite Sorunları

Tam gün eğitime geçilen okullarda öğrenciler için öğlen yemeği sorunu yaşanmaktadır. Ekonomik olanakları yeterli ailelerin yaşadığı semtlerdeki okulların yemek hizmeti sunması nedeniyle bölgesel olarak yaşanan bu sorun,özellikle sosyo-ekonomik düzeyi yetersiz olan semtlerde daha yoğun yaşanmaktadır. Velilerimiz çocuklarına öğlen yemeği taşımakta, okulların demir parmaklıkları arasından yapılan yemek alışverişi görüntüleri kentimize yakışmamaktadır. Üstelik okullarımızın büyük çoğunluğunda yemekhane bulunmaması, kantin kapasitelerinin yeterli olmaması nedeniyle öğrencilerimiz okul bahçesinde , sınıflarda veya koridorlarda beslenmek zorunda kalmaktadırlar. Belediyeler tarafından okullara yakın noktalarda kurulan kültür merkezlerinde öğrencilere ücretsiz yemek hizmeti verildiğine göre, tam gün eğitim yapan okullardaki öğrencilerimizin yemek ihtiyaçları belediyeler eliyle ücretsiz şekilde karşılanabilir.

D-OKUL YÖNETİMLERİNDEN KAYNAKLANAN SORUNLAR

 Okul Yönetimlerinde Demokratik Tutum Eksikliği

Okullarda idare kaynaklı sorunların temelinde, öğretmen ve diğer çalışanların karar alma süreçlerine dahil edilmemesi yatmaktadır. Okul yöneticileri okulların yönetim işlerini yürütürken demokratik tartışma ortamlarını yaratmaktan kaçınmakta, kararları yalnız başlarına alarak çalışmaların yapılmasını istemektedirler. Böylesine bir tutum planlanan çalışmaların gerçekleştirilmesinde görevli öğretmenlerin yetersiz motivasyon ile çalışmalarına neden olmaktadır. Öğretmenler kurulu gibi okulun en temel işlerinin görüşülerek demokratik yöntemlerle karara bağlanması gereken bir organda asgari demokratik anlayış dahi ortaya konmadan, okul yöneticilerinin kural ve görev tebliğ toplantıları şeklinde yapılmaktadır. Bir organizasyonda yapılan projelerin verimli bir şekilde hayata geçmesinin ve başarılı olmasının yegane koşulu birlikte karar vermek ve birlikte yapmaktır. Ancak öğretmenler kurullarında çoğu zaman öğretmenlerin görüşlerini dahi ifade etmelerine izin verilmemektedir. Hal böyle olunca iç barışını korumayı başaran okul sayısı da giderek artmaktadır. Bir anda yüksek sayıda öğretmenin yer değiştirme talebinde bulunduğu, veliler tarafından üst makamlara taşınan sorun sayısı artan okullar, yönetsel eksiklikler bakımından mercek altına alınmalıdır.

Okulda etkili bir demokrasi eğitimi verilmesinin ön şartı okul içinde gerçek bir demokratik anlayışının yaşama geçirilmesidir. Karar alma süreçlerinde demokrasiyi ve katılımcılığı ilke edinmiş olan yönetimlerin personel kaynaklı sorunlarının çok az, başarılarının yüksek olduğu, katılımcılıktan uzak yönetim anlayışına sahip yöneticilerin bulunduğu okullarda personel kaynaklı sorunların fazla, başarının da düşük olduğu görülmektedir.

Okulda demokrasi eğitiminin temel koşulu olan demokratik ve katılımcı yönetim anlayışının benimsenmesi için milli eğitim müdürlükleri paydaşları karar alma süreçlerine dahil ederek okul yönetimlerine yönetim modeli örneği sergilemelidir.

  • Ders Programlarının – Nöbet Çizelgelerinin Adaletsiz Hazırlanması

Okullarda karşımıza çıkan bir diğer sorun da ders programlarının ve nöbet çizelgelerinin hazırlanmasında tarafsız davranılmamasıdır. Okullarımızda ortaya çıkan sendikal üyelik tabanlı ayrımcılık ve kayırmacılık okulun iç barışına zarar vermektedir. Öğretmenlerin ders programları, nöbet çizelgeleri gibi idarelerce hazırlanan dağılımlarda gözle görülür adaletsizliklerin olması okul yönetimlerine duyulan güveni yok etmekte, yöneticilerin saygınlığını azaltmakta ve iç barışın bozulmasına yol açmaktadır. En yaygın sorunlardan birisi olan adaletsiz görev dağılımı sorununu çözebilmek için bu adaletsizliği yaratan yöneticilere gerektiğinde kararlılıkla yaptırım uygulanması yaşanan sorunun oranını azaltacaktır.

  • Yetiştirme Kursu Ders ve Öğrenci Dağılımı Sorunları – Devam Takip Sorunları

Okullarda sıklıkla yaşanan sorunlardan birisi de yetiştirme kurslarında ders saati sayıları ile öğrenci dağılımlarında taraflı davranılmasıdır. Özellikle sistem üzerinden öğretmen seçim sürecini kaçıran öğrencilerin idarelere dilekçe verdikten sonra şubelere yerleştirilmesi aşamasında kimi idarelerce taraflı davranılmakta, öğrencilerin tercihleri alınmadan dağılımlar yapılmaktadır. Bu durum idare ile öğretmen, öğretmen ile öğretmen ilişkilerini yıpratmakta, yetiştirme kurslarının verimini azaltmaktadır.

Kursların açılması ve devam etmesi için gereken asgari öğrenci sayısının altına düşen şubelerin kapatılması konusunda idareler keyfi davranmakta, bu kuralı kişiye göre uygulamaktadırlar. Şube açılması ve devam etmesi için gereken asgari öğrenci sayısının altına düşen şubeler titizlikle takip edilmeli ve gerekli şartları taşıması sağlanmalıdır.

  • Okul Yöneticilerinin Belirlenmesinde Liyakatin Temel Alınması Gerekliliği

Eğitim sürecinde çocuklarımızın zihinsel, fiziksel, bedensel ve ruhsal açıdan dengeli ve çok yönlü gelişimleri hedeflenmelidir. Gelişmiş ülkelerin başarılı eğitim sonuçları elde etmelerinin altında yatan temel gerçeklik, öğrencilerin çok yönlü olarak gelişimlerine yönelik eğitsel çalışmalara yer vermeleridir. Bu anlayışla çok yönlü olarak gerçekleşmesi gereken eğitim süreci ,okul yöneticilerince akademik gelişime indirgenmekte, öğrencilerin test sınavlarında veya ortak sınavlarda gösterdikleri gelişme, okul başarısı olarak algılanmaktadır. Kimi okullarda bu sınavlardan alınan sonuçlarla öğretmenler ve öğrenciler başarılı veya başarısız olarak değerlendirilmekte, öğretmenler ve öğrenciler arasındaki rekabet büyütülerek okullarımızın takım halinde çalışma becerileri ve iç barışı yok edilmektedir. Bursa’daki okul yönetimlerinin bir politikası olarak özel yayın evlerinden satın alınan hizmetle, her ay düzenli deneme sınavları yapılmakta, ortaya çıkan sonuçlar üzerinden başarısı artan – azalan sınıflar analiz edilerek öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz sınav baskısı altına alınmaktadır.

Okullarımızda, yönetici kaynaklı çok sayıda sorun yaşanmakta, öğretmeni, öğrenciyi ve velileri aynı amaç etrafında eşgüdüm içinde hareket ettirmeyi başaramayan yöneticiler nedeniyle eğitimden beklenen sonuçlar alınamamaktadır. Okul yöneticilerinin belirlenmesi için kullanılan mülakat sınavları kişilerin siyasal ve sendikal aidiyetlerine göre sonuçlanmakta, kullanılan bu yöntem eğitimde ihtiyaç duyulan yeterlilik sahibi yöneticilerin belirlenmesine olanak tanımamaktadır.

Okul yöneticilerinin belirlenmesinde esas alınan “bendencilik” ve “adamcılık” anlayışı değişmeli, ehil kadroların iş başına gelmeleri sağlanmalıdır. Ayrıca yöneticilerin göreve başlamalarından sonra yönetim alanında düzenli olarak akademik eğitimden geçmeleri sağlanmalıdır. Yönetim becerisi yüksek kişilerin göreve gelmesi ve bu alanda eğitim alamaya devam etmeleri ile okullarımızda yönetici kaynaklı bir çok sorun ortadan kalkacak, işyeri barışı sağlanmış, yönetsel sorunları ortadan kaldırılmış olan okullarımızda takım halinde çalışılarak başarılı sonuçlar alınabilecektir.

E-SENDİKAL HAKLARIN KULLANILMASI SORUNLARI

  • Hak Arama Eylemlerinin Engellenmesi

Çalışanlar, çalışma yaşamında karşılaştıkları ortak sorunlarını daha kolay çözmek ve hak arayışlarını güçlü bir şekilde yürütmek üzere sendikalar kurmuşlardır. Sendikalar çalışanların haklarını korumakla birlikte yürüttükleri çalışmalar ile toplumun ortak çıkarlarını da gözetmektedirler. Ülkemizde sendikalar yasal zeminde kurulmakta, uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınmış haklar çerçevesinde faaliyet göstermektedir. İşverenlerden ve işveren temsilcilerinden çalışanların bu en temel demokratik haklarını kullanmalarında anlayışlı olmaları beklenmektedir. Bu amaçla sendikalarımız eğitim çalışanlarının sorunlarını gündeme getirmek ve haklarını geliştirmek üzere ihtiyaç duyulan zamanlarda ve konularda eylem kararları almaktadır.

Yasalarımıza ve uluslararası sözleşmelere dayanarak alınan eylem kararları eğitim yöneticileri tarafından baskı ile işlevsiz kılınmaya çalışılmaktadır.

Çalışanların sendikal aidiyetine saygı duyulmadığı ve en temel demokratik haklarını kullanmasına engel olunduğu bir çalışma ortamına olumlu duygularla aidiyet hissetmesi mümkün değildir. Sendikal hakların kullanılmasının idari baskılarla engellenmeye çalışılması sonrasında kişiler demokrasinin olmadığı bir ortamda çalışmak zorunda kalarak kendilerini baskı altında hissetmektedirler. İşverenin ve temsilcilerinin, kişilerin sendikal hak arayışlarına karşı daha anlayışlı yaklaşmaları, demokratik yollarla taleplerini gündeme getirmelerini zorlaştırmamaları gerekmektedir.

Okullarımızda devam eden ikinci nöbeti tutmama eylemleri, öğle arası nöbet eylemleri ve Rehber Öğretmenlerin nöbet eylemleri gibi eylemler okul idareleri tarafından baskı altına alınmadan anlayışla karşılanmalıdır. Geçtiğimiz süreçlerde yöneticilerce yapılan sendikal baskılar bir çok adli ve idari soruşturmaya konu olmuştur. Bu yöntem temelde sendikal baskıları azaltsa bile işyeri barışını da olumsuz etkilemektedir. Daha sorunsuz bir çalışma ortamı oluşturmanın temel şartlarından birisi de kişilerin demokratik ve sendikal haklarını kullanmalarının engellenmesi çabalarından vazgeçilmesidir.

  • Sendikal Çalışmalarda Haksız Rekabet Yaratılması

Eğitim bilim işkolunda örgütlü çok sayıda sendikamız bulunmaktadır. Sendikalarımızın tamamı, eğitim çalışanlarının ve eğitim sürecinin sorunlarını çözüme kavuşturmak amacıyla farklı mücadele programları belirlemektedirler. Sendikalarımız, temel sorunlara dair ürettikleri farklı bakış açıları ve farklı çözüm yolları ile örgütlenmelerini sürdürmekte, bu çalışmaları çerçevesinde de kendi aralarında örgütlenme rekabeti yürütmektedirler. Ancak sendikaların kendilerini çalışanlara doğru şekilde anlatabilmelerinin temel yolu işyeri örgütlenmeleridir. Bu amaçla, işyeri ziyaretlerini yaparken eşit koşullarda çalışmaları, duyuru ve mesajlarını panoları ile çalışanlara ulaştırabilmeli ve ayrımcılıkla karşı karşıya kalmamalıdır.

Ancak; okul ve kurumlarımızda işveren temsilcisi olarak görev yapan idareler, belirli sendikaları açıktan desteklemektedir. Çalışanların yönetici odalarında idari baskı ile sendika değiştirmeye zorlanması, işyerlerine sendika panosu asılması konusunda zorluk çıkarılması veya kimi sendikaların panolarının kaldırılması ya da görünmesi imkansız yerlere asılması, sendikal eylemlere idari baskı yapılması, sendikaların işyeri ziyaretleri esnasında eşit olanaklarının tanınmaması, bazı sendikaların öne çıkarılarak işveren tarafından desteklendiği izleniminin güçlü bir şekilde verilmesi gibi baskılar sendikal çalışmalarda haksız rekabet yaratmaktadır. Kentimizde okul yöneticilerinin ağırlıklı çoğunluğu bir sendikanın üyeleri arasından seçilmekte, bu yolla yöneticilik yapma arzusunda olan kişiler zorunlu olarak bir sendikaya yönlendirilmektedir.

Ders programlarının hazırlanması, yetiştirme kurs görevlerinin dağıtılması, nöbet yerlerinin belirlenmesi gibi temel idari çalışmalarda, çalışanların sendikal üyeliklerine göre açık bir şekilde ayrımcılık yapılması da, sendikal çalışmalarda haksız rekabet yaratmaktadır.

Okul ve kurumlarımızdaki yöneticiler, çalışanların sendikal aidiyetlerine saygı duyacak, sendikal rekabette taraf olmayacak, asgari demokrasi anlayışına sahip kişiler arasından belirlenmeli, yöneticilerin demokrasi, etik gibi alandaki eksiklikleri de hizmet içi eğitimlerle giderilmelidir.

F-DİĞER SORUNLAR

  • Okulların Güvenlik Sorunu

Okullarımızda önemli derecede bir güvenlik sorunu mevcuttur. Öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin daha güvenli bir ortamda eğitim çalışmalarını yürütmeleri için tüm okullarımızın güvenliği yeterli ölçüde sağlanmalıdır. Geçtiğimiz yıl kentimizde okul güvenliği eksikliği nedeni ile çok sayıda şiddet olayı yaşanmış, eğitim çalışanları ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Okullara yönelen tehlikeler henüz okulun bahçesinden içeriye girmeye çalışırken tespit edilmeli ve engellenmelidir. Bu amaçla tüm okullarımızın ihtiyaç duyduğu güvenlik sistemleri altyapısı kurulmalı, güvenlik personeli istihdam edilerek bu alandaki caydırıcı tedbirler arttırılmalıdır. Velilerimiz çocuklarının, öğretmenlerimiz de kendilerinin ve öğrencilerinin güvenli bir eğitim ortamında bulunduğunu bilmelidir.

  • Yardımcı Hizmetli İhtiyaçlarının Giderilmesi

Okullarımızın bakım-onarım, temizlik gibi ihtiyaçlarını karşılayacak yardımcı hizmetli ihtiyaçları yeterli düzeyde karşılanamamaktadır. Bu nedenle bir çok okulumuzda temizlik, hijyen gibi sorunlar yaşanmakta, basit bakım ve onarım ihtiyaçları giderilememektedir. Bu ihtiyacın karşılanması amacıyla çeşitli kamu kurumlarıyla yapılan ortak çalışmalarla temin edilen yardımcı hizmetli sayısı ihtiyacın altında kalmakta, bu görevliler okullara eşit bir şekilde dağıtılmamakta ve hafta içi günlerde eğitime alınmaları nedeniyle hizmette aksamalar yaşanmaktadır. Okullarımızın bu çok önemli ihtiyacının kadrolu istihdam yoluyla ve yeter sayıda karşılanması sağlanmalıdır.

  • Disiplin Cezaları ve Sürgünler

Çalışanların mevzuatla belirlenmiş sorumluluklarını yerine getirmeleri sürecinde zaman zaman aksaklıklar yaşanmaktadır. Bu aksaklıklar nedeniyle ortaya çıkan küçük sorunlar süreç yönetim becerisi zayıf yöneticiler tarafından doğru yönetilemediği ve sorun büyütüldüğü için çoğu kez krize dönüştürülmekte, yürütülen disiplin işlemleri sonrasında çalışanlar disiplin cezaları ile karşı karşıya kalmaktadır. Çoğu kez çalışanların adalet duygusunu zedeleyen ve işe aidiyet duygusunu zayıflatan disiplin süreçleri ve cezalar, son yıllarda gözle görülür düzeyde artış göstermiştir. Kentimiz, eğitim çalışanları hakkında açılan soruşturma ve verilen cezalar bakımından Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir orandadır. Üstelik son dönemde ise disiplin cezalarına ek olarak il içinde sürgün cezaları da sıklıkla uygulanmaktadır.

Eğitim yöneticileri başarılı bir süreç yönetmek istiyorlarsa, ekibin en önemli parçası olan öğretmenleri her fırsatta cezalandırmaya çalışmak yerine, başarıyı ve ödüllendirmeyi öne çıkaran bir yönetim anlayışı benimsemelidirler.

Üstelik, yürütülen soruşturmalar ve verilen disiplin cezalarında soruşturma işlemlerini okul yöneticilerinin muhakkik olarak yaptıkları, bu işlemlerin hukuksal bir çok eksiği olduğu, çoğu zaman taraflı davrandıkları da somut örnekleriyle görülmektedir. Disiplin soruşturması süreçlerinin daha adaletli olması için eğitim müfettişleri eliyle yürütülmelidir. Ancak ihtiyacı karşılayacak sayıda müfettiş olmaması durumunda (bu bile disiplin soruşturmalarının son zamanda arttığının bir göstergesidir) muhakkik olarak görev alan kurum yöneticilerine en fazla ön inceleme görevi verilmelidir.

  • Yönetimde Şeffaflık ve Bilgi Paylaşımı

İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri, şeffaf bir yönetim anlayışı benimseyerek kamuoyunu bilgilendirmek üzere detaylı bilgi içeren açıklamalar yayınlamalı, talep edilen bilgi ve belgelere ulaşmanın önündeki engeller kaldırılmalıdır. Bilgi edinme kanunu kapsamında talep edilen bilgilerin gizlenmeye çalışıldığı bir durumda akla ilk gelen yanıt, yaşanan aksaklıkların gizlenme çabası olacaktır. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve doğru yönlendirilmesi için şeffaf bir yönetim anlayışı benimsenmeli, eğitim ve çalışma yaşamına dair veriler ulaşılır olmalıdır.

  • Öğretmenlerin Eğitim Haklarının Kullandırılması

Çok sayıda öğretmenimiz mesleki ve kişisel gelişimlerini sürdürmek için yüksek lisans ve doktora eğitimi yapmak istedikleri halde, mevzuattan ve mevzuatın kötüye kullanılmasından dolayı bu eğitimlerine başlayamamakta ya da sürdürememektedirler. Yöneticiler, öğretmenlerin ihtiyaç duydukları eğitimlerini sürdürebilmeleri için gerekli kolaylığı sağlamalı, kişileri izin haklarından yararlandırmalı ve bu eğitim çalışmaları teşvik edilmelidir.

Avatar

Tayfun ÇAVUŞOĞLU

Gazeteci / Yazar - Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Almanca Bölümü (1985) mezunu. 1983'ten itibaren yerel yayın organlarında muhabir, yazı işleri müdürü ve genel yayın yönetmeni olarak çalıştı. Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Bursa Şubesi eski (1997-2001) başkanı. Bursa Ansiklopedisi'ne (Yılmaz Akkılıç, 2002, Burdef Yayınları) madde yazarlığı yaptı. E-Kitap Yayıncılık tarafından (Şubat 2018) epub formatında yayınlanan “Nutuk“ için editör olarak Atatürk ve Kurtuluş Savaşı kronolojisini hazırladı. Aynı zamanda Belgeseltarih.com kurucu ortağı ve yazarıdır. Yayınlanmış Kitapları: 1)“Çanakkale 1915 – İftiralar, Yalanlar, Polemikler“, 2014, Kastaş Yayınevi-İstanbul 2)"1915 - Çanakkale Savaşında Trakya", 2018, Haber Ajansı yayınları-İstanbul E-Posta:[email protected]

Sosyal Medyada Paylaşın:

  • YENİ
Geylan: 1709 şube müdürü ataması iptal edilmeli

Geylan: 1709 şube müdürü ataması iptal edilmeli

8 Kasım 2020, Geylan: 1709 şube müdürü ataması iptal edilmeli için yorumlar kapalı
Covid-19 Konusunda Kime İnanacağımızı Şaşırdık

Covid-19 Konusunda Kime İnanacağımızı Şaşırdık

7 Kasım 2020, Covid-19 Konusunda Kime İnanacağımızı Şaşırdık için yorumlar kapalı
BUÜ, girişimci ve yenilikçi üniversiteler arasında 19. sırada

BUÜ, girişimci ve yenilikçi üniversiteler arasında 19. sırada

6 Kasım 2020, BUÜ, girişimci ve yenilikçi üniversiteler arasında 19. sırada için yorumlar kapalı
MEB 2020 bütçesi sorunları çözmekten uzak

MEB 2020 bütçesi sorunları çözmekten uzak

5 Kasım 2020, MEB 2020 bütçesi sorunları çözmekten uzak için yorumlar kapalı
MEB Bütçesi TBMM’de Kabul Edildi

MEB Bütçesi TBMM’de Kabul Edildi

5 Kasım 2020, MEB Bütçesi TBMM’de Kabul Edildi için yorumlar kapalı
BUÜ’de ilk yapay kalp nakli başarıyla gerçekleşti

BUÜ’de ilk yapay kalp nakli başarıyla gerçekleşti

5 Kasım 2020, BUÜ’de ilk yapay kalp nakli başarıyla gerçekleşti için yorumlar kapalı
Mutlu çocuk mutlu birey oluyor

Mutlu çocuk mutlu birey oluyor

5 Kasım 2020, Mutlu çocuk mutlu birey oluyor için yorumlar kapalı
BUÜ, Araştırma ve Aday Araştırma Üniversiteleri arasında 3 sıra birden yükseldi

BUÜ, Araştırma ve Aday Araştırma Üniversiteleri arasında 3 sıra birden yükseldi

5 Kasım 2020, BUÜ, Araştırma ve Aday Araştırma Üniversiteleri arasında 3 sıra birden yükseldi için yorumlar kapalı
‘Bursa’da 50’nin üzerinde öğretmen koronaya yakalandı’

‘Bursa’da 50’nin üzerinde öğretmen koronaya yakalandı’

5 Kasım 2020, ‘Bursa’da 50’nin üzerinde öğretmen koronaya yakalandı’ için yorumlar kapalı
Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışması’na Uludağ Üniversitesi İmzası

Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışması’na Uludağ Üniversitesi İmzası

31 Ekim 2020, Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışması’na Uludağ Üniversitesi İmzası için yorumlar kapalı
Sponsorlu Bağlantılar